08/02/2014

Mavi hissetmek

İngilizce'de "Feeling blue" kalıbı üzgün ve hüzünlü olduğunu anlatmak için kullanılır. Bu sezon ben de "mavi hissediyorum." Ancak bu hissiyatımın sebebi keder değil. Bilakis Katherine Hepburn'ün 1952 tarihli bu fotoğrafına baktıkça saadetli bir mavilik görüyorum. Zihnimdeki ilham panosuna kendisini raptiyeleyerek sezonla anlaşmamı yapıyorum. Bu sezon ben maviyim. 




29/01/2014

Schiaparelli modaevi uyanıyor


Sürrealizmle modayı öpüştüren sınır tanımaz tasarımcı Elsa Schiaparelli’nin 1954’ten bu yana güzellik uykusunda olan markası gözlerini açıyor. Yeni kreatif direktörü Marco Zanini ile birlikte Schiaparelli’nin uyanışına tanık olmak, Uyuyan Güzel’i beklemek kadar heyecan verici.

Elsa Schiaparelli 1937 by Horst/ CondeNast Publications Inc

Salvador Dali, Elsa Schiaparelli’nin Paris’teki stüdyosu için 1930’larda “Sürreal Paris’in çarpan kalbi” demişti. Bu kalbin her atışında etrafına capcanlı pembe renkler saçtığını hayal edebiliyorum. Schiaparelli elinde fırçasıyla tuvalin başına geçip renklerle mucizeler yaratan bir ressam değildi tabi ki. Ama dönemin sürrealist sanatçılarıyla soluk alıp verdiği için modaya muazzam yenilikler kattı. Mesela, dünyadaki tüm aydınlıkla birlikte kuşlar ve balıklardan oluştuğunu öne sürdüğü ve “shocking pink” adını verdiği mavi tonlu pembe renk bu yeniliklerdendi. Kadınları güçlü gösteren, keskin hatlara sahip döpiyesler de öyle. Daha önce gizlenen fermuarları 1935 itibariyle görünür kılan oydu. Böylece, fermuarlar dekoratif hale geldi. Akrobatlar ve atlıkarıncalar, 1938’de tasarladığı ipek brokar ceketin düğmelerine dönüştü. Pantolon etekle Londra sokaklarında gezdiğinde sansasyon yarattı. The Daily Mail’ın kızgın bir okuru gazeteye yazdığı mektupta, “Yabancı bir kadının buraya gelip bize ne giyeceğimizi dikte etmesi kadar korkunç bir küstahlık olamaz” dedi. Roma doğumlu tasarımcı Schiaparelli statükoyu sarsmayı iyi biliyordu. “Moda asla bir eteğin boyunun uzaması veya kısalmasından doğmaz. Küçük olaylar, trendler ve hatta politikadan doğar” sözleriyle modaya ne kadar geniş bir pencereden baktığını göstermişti. İki dünya savaşı arasındaki yaratıcı dönemde devrimler gerçekleştiren Schiaparelli, 1954’te zamanın ruhuna ayak uyduramadığı için modaevini kapatmak zorunda kaldı. Ocak 2014’te Schiaparelli modaevi için yeni bir dönem başladı. Markanın yeni tasarımcısı Marco Zanini, Paris Haute Couture Haftası’nda ilk sınavını verdi.

Schiaparelli coat in collaboration with Jean Cocteau embroidery from Lesage Courtesy of the Philadelphia Museum of Arts

 A pink wool bolero, with jet bead trim, 1940 

Gerçeküstü tasarımlar
Elsa Schiaparelli’nin tasarımlarının sürreal yönü, tasarımcının gelenekleri alt üst eden hayal gücünün yanında dönemin sanat akımıyla şekillendi. Sürrealizm, 1920’lerin ortasında, modernizmin antidotu olarak ortaya çıktı. I. Dünya Savaşı’nın vahşetine ve modernizmin işlevselliğine dil çıkaran sürrealist sanatçılar bilinçaltına ve düşlere sarıldılar. Akımın moda alanındaki savunucusu Elsa Schiaparelli’ydi. Dikiş dikmeyi bilmeyen ve zar zor eskiz çizen tasarımcı, göz yanılsaması yaratan desenlere sahip (trompe l’oeil) kazaklarla üne kavuştu. “Shocking Life” adını taşıyan otobiyografik kitabında “Pek çok kişi, Montmarte’da cam kenarında oturup örgü örerek işimi kurduğumu söyledi ve yazdı. Oysa ki Montmarte’ı neredeyse hiç bilmem ve örgüyü de beceremem” yazdı. Ezeli rakibi Coco Chanel “Şu İtalyan” diye hitap etse de Schiaparelli’nin yükselişi durmadı. Hollywood da onun büyüsüne kapıldı. Marlene Dietrich, Katharine Hepburn, Ginger Rogers, Greta Garbo ve Joan Crawford gibi yıldızlar Schiaparelli kreasyonları giymeye başladı. Aralarında Jean Cocteaue, Man Ray, Alberto Giacometti ve Christian Bérard’ın bulunduğu sürrealist sanatçılarla yaptığı ortaklaşa çalışmalar, 20. yüzyılın ikonik tasarımları arasına katıldı. Örneğin, Salvador Dali’nin  çizdiği yengeç deseniyle bezeli elbise. Ona ve kreasyonlarına karşı büyük bir hayranlık besleyen Yves Saint Laurent’a göre Schiaparelli bir demet tılsım veya havai fişek gösterisiydi.

MARCO ZANINI by Christophe Roué

Marco Zanini ile randevu
İtalyan moda yatırımcısı Diego Della Valle’nin yedi yıl önce satın aldığı Schiaparelli modaevi yeniden yapılanıyor. Bu süre zarfında modaevinin tasarımcısının kim olacağı konusunda spekülasyonlar yapıldı. Christian Lacroix, markanın 2013 sonbahar couture şovu için 18 parçalık özel bir koleksiyon hazırlayınca modaevinin geleceğinin, Elsa Schiaparelli’nin geleneği olduğu üzere alışılmışın dışında şekilleneceği belli oldu. Çünkü Lacroix’nın markayla birlikteliği bu koleksiyona mahsustu ve tasarladığı parçaların hiçbiri satışa çıkmadı. Şaşırtıcı değil mi?
Ardından beklenen beyanat yapıldı ve markanın yeni tasarımcısının 2008’den itibaren Rochas’yı hayata döndüren Marco Zanini olduğu duyuruldu. Zanini, “Schiaparelli, farklı bir şekilde düşünme ve yaratma gücünü simgeliyor. Dileğim, bu efsanevi modaevine yeniden hayat vermek” dedi. Schiaparelli’ye konduracağı hayat öpücüğüyle birlikte modaevinin bizleri şaşırtmaya devam etmesini bekliyoruz.

Illustration of Bérard 1938

Avangart koleksiyonun müzayedesi
23 Ocak tarihinde, Elsa Schiaparelli’nin kişisel koleksiyonu Paris’teki Christie’s Müzayede Evi’nde yapılacak açık arttırmayla satışa çıktı. Schiaparelli’nin torunu ünlü İtalyan oyuncu Marisa Berenson’un elden çıkarmaya karar verdiği parçalar, tasarımcının eşsiz gustosunun simgesi. Koleksiyonda, kendi kreasyonlarının yanı sıra mobilyaları, etnik kostümleri ve sahip olduğu sanat eserleri de yer alıyor. Christie’s Müzayede Evi Moda Departmanı’nın Direktörü Pat Frost müzayedeyle ilgili sorularımı yanıtladı.
Elsa Schiaparelli’nin kişisel koleksiyonunu kataloglamak nasıldı?
Büyük bir zevkti. Elsa Schiaparelli’nin neler giydiğini ve nelerle yaşadığını keşfetme sürecinden gerçekten keyif aldım.
Koleksiyonda favoriniz olan bir parça var mı?
Birden fazla aslında. Astrologie bluzunu sevdim. Aynı zamanda kendisi için yarattığı Osmanlı tarzı elbiseyi ve Rue de Berry’deki evinde akşamları giydiği entarilere bayıldım.
Schiaparelli yaşadığı dönemin ünlü tasarımcılarıyla beraber çalıştı. Tasarımlarının birer sanat eseri sayılabileceğini düşünüyor musunuz?
Kesinlikle kültürel tarihimizin bir parçası olduklarına inanıyorum. Schiaparelli, 1930’ların Paris’inin mayasını oluşturan sanatçılar, aktörler ve aristokratlardan biriydi.
Koleksiyonu, Elsa Schiaparelli’nin torunu Marisa Berenson satışa çıkardı ve siz de onunla birlikte çalıştınız. Büyükannesi hakkında ondan dinlediğiniz bir anekdotu paylaşır mısınız?
Marisa, olağanüstü Schiaparelli hakkında çok sayıda hoş hikaye anlattı. Şayet mini etek veya fazla rahat kıyafetler giyerse büyükannesi tarafından yakından incelenirmiş. Çünkü Elsa her zaman akşam yemekleri için giyinir ve kusursuz görünürmüş.
Kişisel gardırobunu araştırırken Schiaparelli’yle aranızda samimi bir bağ oluştu mu?
Onu daha iyi tanıyormuş gibi hissediyorum. Evde giydiği, Çin’e veya İslamiyet’e ait kaftanlardan gerçekten ilham aldığını görebiliyorum. Kreatif sürecini takip etmek büyüleyiciydi.
Sizce Elsa Schiaparelli’yle ilgili en çarpıcı şey nedir?
Ne kadar çağdaş olduğu.
Onun moda üzerinde nasıl bir iz bıraktığını düşünüyorsunuz?
Modaevinin kapılarını kapayışının üzerinden 50 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen modayı etkilemeye devam ediyor. Moda dünyasında bir sürü hayranı var. Geçen yıl Metropolitan Museum’da gerçekleştirilen “Schiaparelli and Prada: Impossible Conversations” sergisi bunu gösteriyor.

Sketch 1 by Serge Matta / Archives Maison Schiaparelli

Schiaparelli’den kadınlar için 12 emir
1.  Kadınların çoğu kendilerini tanımıyor. Tanımak için gayret göstermeliler.
2.  Pahalı bir elbise satın alıp felaket sonuçlarla iade eden bir kadın savurgan ve akılsızdır.
3.  Pek çok kadın (ve erkek) renk körüdür. Tavsiye almalılar.
4.  Kadınların yüzde yirmisinin aşağılık kompleksi olduğunu unutmayın. Yüzde yetmişinin yanılsamaları var.
5.  Yüzde doksanı göze çarpmaktan ve insanların söyleyeceklerinden korkar. Bu yüzden gri döpiyes satın alır. Farklı olmaya cüret etmeliler.
6.  Kadınlar, sağlam eleştiri ve öğütleri talep etmeli ve dinlemeliler.
7.  Kıyafetlerini tek başlarına veya bir erkeğin yanında seçmeliler.
8.  Asla bir başka kadınla alışverişe çıkmamalılar. Kadınlar zaman zaman bilinçli veya bilinçsiz olarak kıskanmaya meyilli olabilirler.
9.  Sadece en iyi veya en ucuz olandan az miktarda satın almalılar.
10. Asla elbiseyi vücuda uydurmaya çalışmamalılar. Fakat elbiseye uyması için vücutlarını eğitmeliler.
11. Bir kadın çoğunlukla tanındığı ve saygı gördüğü tek bir yerden alışveriş yapmalıdır. Heyecanla her moda çılgınlığının peşinden gitmemelidir.
12. Ve faturalarını kendisi ödemelidir.


Bir doz fantezi lütfen!
Oyunbaz ve gerçeküstü pleksi aksesuarların yaratıcısı Yaz Bukey, Elsa Schiaparelli’nin ayak izlerini takip ediyor. Parizyen tasarımcıyla Elsa Schiaparelli’yi konuştum.
1930'larda Paris'te yaşasaydınız Elsa Schiaparelli'yle arkadaş olur muydunuz?
Tabi ki o en yakın arkadaşım olurdu. Arkadaştan öte birlikte büyüdüğüm ve yaramazlık yaptığım çocukluk arkadaşım olurdu.
Schiaparelli markasının yeniden doğuşuyla ilgili ne düşünüyorsunuz? Elsa Schiaparelli bugünleri görse mutlu olur muydu?
Bence bugün yaşasaydı tamamen başka bir şey yapardı. Avangart biriydi; moda tasarımcısı yerine sanatçı olurdu. 
Sizce Marco Zanini ve Schiaparelli modaevi iyi bir "çift" olacak mı?
Çok iyi olacak bence. Marco’nun vizyonu Schiaparelli’yi uyandıracak.
Schiaparelli modaevinin Paris moda sahnesine neler kazandıracağını öngörüyorsunuz?
Umarım fantezi getirecek!
Sizin tasarım lisanınızla Elsa Schiaparelli'ninki arasında benzerlikler görüyorum. İkinizde de gülümseten ve şaşırtan detaylar var. Onun size ilham veren bir yanı var mı?
İlhamdan öte kendimi onda bulduğumu söyleyebilirim. Herkes Schiaparelli’nin torunu olarak tanımlıyor beni. Gurur duyuyorum.

07/01/2014

Tohum’la evrenin keşfi



Tohum’un yeni koleksiyonu Aster’le dünyaya ve tabiata bambaşka bir pencereden bakacaksınız. Nasıl mı? Koleksiyondaki parçalar alışılmışın dışında dokulara sahip taşlarla oluşturuldu. Bu taşlarla göz göze geldiğinizde uzaydan yeryüzüne bakıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Tabiatın tüm güzelliklerini görmek de cabası. Şimdi Tohum’un yüzüklerinden birini parmağınıza geçirin ve gözlerinizi dört açın.